Hello Poetry
Submit your work and get some sparkles! Create free account
"daha" poems
cimen altinda gecen 225 gunden sonra benden daha *** sey biliyor olmalisin. kanini emip bitireli epey oldu, artik bir sepetteki kuru bir cubuksun. bu isler boyle mi oluyor? bu odada hala ask saatlerinin golgeleri var. birakip gittiginde asagi yukari herseyi alip gittin. geceleri beni ben olmaya koymayan kaplanlarin onunde diz cokuyorum. senin sen olman asla bir daha olmayacak. kaplanlar beni buldular ama artik umurumda bile degil. translated by somebody
0
4.9k
Jane Icin (For Jane - In Turkish)
Ah, küçücük gemi, sulara attın şimdi kendini, delisin Ah, yakarlar seni, dönmezsin bir daha geri, delisin Ah, deniz olayım, tuzumu rüzgârda savurayım, deliyim Ah, ne yelken ne yel, köpüklerde kaybolayım, deliyim Kime sorsam dönüşüm yok Nereye gitsem mavi Yelkenimde deli rüzgâr Her yanım tuz, deliyim Ah, peşimde rüzgâr, ne yağmurlar dost ne bir kıyı var, deliyim Ah, düşlerim kaldı, yalnızım düşlerim kaldı, deliyim Ah, yaralı kalbin, sönüp gidecek yaralı kalbin, delisin Ah, küçücük gemi, dönmezsin bir daha geri, delisin Kime sorsam dönüşüm yok Her gemi biraz deniz Her yanım mavi, her yanım yel Her yanım tuz..
0
May 27, 2014
May 27, 2014 at 8:05 AM UTC
Gemi / Ezginin Günlüğü
Yürüyorum yol yok                                 iz yok Düşünüyorum sen yok                                    aşk yok Bir ormana sapıyorum birden Adımlarımı kaybediyorum Gözyaşlarımı tutamıyorum Senden ayrılamıyorum Adımlarım hızlanıyor Gözyaşlarım kayboluyor karanlıkta Birden bir ışık              Bir umut                      Gecemi aydınlatan Bir ay             Bir yıldız                       Belki de gözlerin Hava daha ağarmamış Gün doğmamış Işık yok insan yok Bir ben bir de aşkın uyanık Göz gözü görmez zifiri bir karanlık Yavaş yavaş doğuyor güneş Bitiyor gece Gölge gibi beliriyor yalnızlığım
0
Oct 9, 2018
Oct 9, 2018 at 11:23 AM UTC
Kutup Yıldızı
doğuştan şanslıdır bazıları şaplağı yer yemez zıbından kundağa yeşil bir ormanla tanışır ama orada yırtıcı kediler yaşamaz rengarenk sürüngenler de ayaktan çeneye paradır hayat çikolata tadında dadılar vardır ve dil bilen rüküş mürebbiyeler tanrı izin verse emeklemezler yürümeden binerler porsche’ye bazıları doğuştan şanslıdır çünkü onlar aristokrattır havalı kolejlere girip çıkarlar en güzel kızlar peşindedir "follow me" bebeğim marka bakışların günün birinde evlenir bazısı hiltonda basar nikahı açık büfe ve şampanya şık kavalye avuçları terler belinde kadınların üstelik kalburüstü şarkıcı da ordadır uzanmak için marula çıkıp şarkısını söyler kabzımallar kuruluna geçmişte kalmıştır gerdek biraz beyaz, biraz ayık bir zaman sonra su sesi der hayatım acile uzanır damacana kutsaldır sezaryenli bekleyiş ve bir şaplak daha doğar tam da bazısının birikmiş kira günü sevinç ve üzüntünün dayanılmaz düğünü varoluşun kelek düğümü be! denk olmayış sorun işte boşuna kızıyorum tanrıya evet evet şanslı doğar bazısı ama öteye birşey taşıyamaz alışkanlık işte... Vaha
0
Feb 9, 2019
Feb 9, 2019 at 6:21 AM UTC
Bazıları
Mc Carthy sokağında kıstırılmış siren sesleri yok artık slogan ve afişlerde fundamentalist fırça hakim karnı gebeş vampir azısında kan grubu fark etmez umursamaz da taze kana ihtiyaç var yazar emniyeti açık namlu ucunda tek slogan taşır tır, tır çanta, çanta kazanan kazandık sanır şeytan gibi göz piramidin alnında sevda da böyle biraz nerde çiçek çocukları z'ye dayandı bile hayta mekanik ve sanal yürüyor ceplerde ölüyor sevda sonra bir başkası ve biri daha sonra Gauss cikleti gibi uzayıp gidiyor oysa Zambo çiğnerdi bizim kızlar hula hoplu, seksekli oyunlarda halbuki şimdi s'expartner adım atacak mı? kaygısı dişil açılımlarda bense yurtsuz john gibiyim hayat lokantasında menüye bakmadan garsona çek bir Magna Carta diyorum nohut oda olsun Emma nerdeyse gelir.. ..
0
Sep 16, 2019
Sep 16, 2019 at 4:12 AM UTC
Çek Bir Magna Carta
kırık kalbiniz endişe etmediğinde daha rahat yürünebilmekte dik yokuşlar ve zirveye vardığınızda sizi mavi bayraklı derin bir huzur karşılamakta elleri lotus çiçeğini andıran küçük afacanların sevinçli yüzlerine ayrı ayrı baktığınızda tek şeritli bir yolda nasıl yaşlandığınızı görebilir saatler, hatta günlerce usanmadan izleyebilirsiniz örneğin, ilk kalp ağrınız bir faunusun içinde sabah dozu olarak göz pınarlarınıza sunulabilir fakat tek bir hücresine dokunmanıza izin verilmez damlayan her bir göz kristali bir sonraki aşk hikayenizin görüntüsüne ödenen peşinat değerini kesbeder en çok sevilen, en çok alanlar listesinde en üst sırayı teşkil etse de best lover oldukça pahalı bir hatırlatmadır ve o prezenteyşında kesinlikle kristal damlacıklarına izin verilmez ki kural ihlal etme hakkınız mevcut olsa da bedel olarak en başından tüm yürüyüş ve soluk niyet ettiğiniz konuma dek silinir ve gösteriyi hatırlamanıza izin verilmez bu bağlamda oldukça hayal kırıklığı yaşansa da seçilmişlerin yüksek bir bölümü level atlamakta ve ölüm boyu yaşam ödülüne hak kazanabilmektedir diğerleri için sürecin olumsuz renkleri iniş merdivenlerine yansır ve başlangıç noktasına geri döndüğünüzde sizi grammy’ye aday esmer bir ezgi karşılar.. hakuna matata ( keyfine bak ) sıran henüz gelmedi...
0
Apr 13, 2019
Apr 13, 2019 at 1:21 AM UTC
Hakuna Matata
kızıl şal gökyüzü boynuma eşikte sarılan sanki erken kahvaltı martıya köpüklü marmara’dan merci vaha merci vaha Dame De Sion mukimiymiş gibi ne varsa yalayıp yutuyor beleşe yatıyor her sabah Fidelio çalacak diyor radyo şemsiyesiz açılma mümkünse gitar çal sakın dışarı çıkma herşey yerinde oysa kedi ve de level atlayan köpekler sarhoş yürüyor yolda sayı yapabilse işkembecide evin yolunu bulacak sonunda ve gettolara şiir çizen şahıs amelie poulain o bile orda yürüyorum yarım yamalak siyahi şarkıyla içimden detone sessizce sıcacık Ma Baker tütüyor francala ahh o sonbahar yaprağı yok mu görüyorum her sabah sarı sapsarı su dalgası saçlı hızla düşüyor gözucumdan zay’oluyor sokak sonunda üzüyor bir gün daha yürüyor banliyöden pera’ya...
0
Mar 17, 2019
Mar 17, 2019 at 5:38 AM UTC
Platonik
getto sokakları sonbaharda ölü renge bürünüyor ve anlaşılması güç bir nedenle bir kefen içinde soğuduğunuz ve şişmeye başladığınız hissi evlerin pencerelerine yansıyor meşgule vererecek korkusuyla her sabah köşesinden geçiyorum diyagonal adımlarla en sevdiğim evin geçiş izni bakışlar ve yüzündeki edayla up date ediliyor her sabah günaydın geçiyor gözlerinde alt yazı çok özledim dün sabahtan bu yana clark çekmeyi bilmiyorum henüz günaydın çekiyorum utangaçlığımla diri tutmaya yetiyor ilk göz teması yirmi adım sonunda kayboluyor endişem sokak sonunda mektuplar yazıyorum öğle yemeğinde sabah vermek gayesiyle amigdalamda haftasonu bi kahve içebilir miyiz? ciddi biri yoktur umarım hayatında! adın ne sahi? sahipsizim, sahiplenmekten korkma vesaire, ve benzeri, ve daha bir sürü zırva akşam çöküyor umutlarıma, sokak lambasında perde tadilatta oluyor o saatlerde yine de bir ümit utangaçlığımda şişman kadın çoktan çıkmış oluyor geçerken kapkara bir perde camın dudaklarında sabah olacak yine yarın diyorum bir kelebek gülümseyecek yanağında mektubu veremeyeceğim yine o yazana dek, akut utangaçlığıma seviyor biliyorum, seviyorum ben de ya o düşecek camdan, ya ben bakarken vuslat çukuruna..
0
Jun 28, 2019
Jun 28, 2019 at 3:51 AM UTC
Platonik Platolar
I uzakta çocukluğumun çitlenbik sesleri bir zıvananın ucunda kaçıyoruz bekçinin ayak sesinden tıknefes ilmek ilmek sökülüyor korku Pierre’den Eyüp’e vardığımda büyük bir yumağa dönüşüyor patlangıç günlerim II uzak lise çağımın devrimci türküleri derdest edildi coplandı integral bıyıklı polis tarafından kokusundan mı bilmem almazdık kaçan topu Haliçten III uzak artık Kapalıçarşı’da hanutçu sesleri kebaplara sinmiş cızır cızır Astarcı han öğle vakti samanlar içinde yorgun düşmüşüm karşımda kız arkadaşım Jennifer kahvem orta endişeli gazozda asit olmak istiyorum her yudumladığında uçak saati yaklaşıyor tuhaf bir ağrı göğsümde gidecek zaman dönmemek üzere biliyorum sancı dinsin istemiyorum uzak şimdi uzak çok daha uzak umutlarım... Vaha
0
Feb 3, 2019
Feb 3, 2019 at 3:39 AM UTC
Uzağım Uzaklara
dişlerini siyanürle fırçalayan biri için göçükten yüzeye kulaç atmak kaplan köpek balığıyla güreş tutmakla eş değer nerdeyse hatırlıyorum da gökyüzü tursillenmiş kadar berrak ve gümüş tasın etrafında ışıltılı kızlar göz banyomu baştan çıkarıp hüşu içinde durularken karanlık pencerelerin uykulu camları kapkara bir horultu soluyordu çıkartırken keyfini loş odalar sondajlı hafriyatın o saatlerde küçük titremeler birden atlı karınca turuna dönüştü ayakta zor duran sarhoş binalar sokağa petite beurre gibi düşmeye başladığında gördüm ambülans çığlığına karışan yarı canlı umutların şaşkınlığını akıl oynatan ceset eşkalleri tanınmaz halde kimi kimi bir çocuk resimde gülümsemiş kimi oysa, düğün mevsimiydi o ara henüz yolcu etmiştik hayırlı bir depreme kolu bilezik dolu gelini dişlerini siyanürle fırçalayan biri olarak diyorum ölmüyor daha beter hissediyor canlı performansa gitar çalınca pena gibi kırılıyor insan tüm bunlara tanık olmak bir ses bir tıkırtıya kulak kabartarak vadesi kapalı bir canı incitmeden çekip çıkarmak yeni doğmuş gibi anasının karnından ve acı bir mutsuzluk hissi cansız  bedenleri tabutundan önce kucaklamak bir vakit sonra sarmaladık davetsizi giydirdik sırtına moher hırka uğurladık suçsuz gelini.. .. Deprem kayıpları anısına..
0
Sep 9, 2019
Sep 9, 2019 at 3:33 AM UTC
Suçsuz Gelin
gülümsemeniz hokka dibine konuşlandığında, yanaktan, çeneye yayılan mutluluk dalgası içime hapsettiğiniz ejderhaya hafif bir serinlik veriyor saba tümer rüzgarınızı merak ediyorum küçük bir çocuk gibi başımdaki simit tavlasında yetişen beyaz kiremitleri uçurmanızı muhtemelen bembeyaz ve düzgün dişlerinizi de ve daha da ileri gidip, etimi ısırmanızı o anda.. acele etmiyorum filvaki yarı resmi bir satranç tahtası şimdilik bize sunulan.. gülümsemenize devam edin lütfen ve emin olun seyrine bıkmayacağımı ve hiç kopmayacağımı kıyılarıma vuran desibel dalgalarınızdan.. ..
0
Jul 8, 2019
Jul 8, 2019 at 7:11 AM UTC
Marjinal Kıyılar
gözlerimde yüzme kararınız şimdiye dek hiç olmadığım kadar mutlu hissettiriyor *** tepelerinde oynayan bir çocuk gibi küçük çakıllar diziyorum bikini izlerine dudak kesimlerim güncelleniyor böylece daha fit bir dikişe yeni moda değil tanrı vergisi meleke çok iyi bir terzi olduğum söyleniyor birkaç yabancı dilde ve şilebezi akşamlar işin sırrı çepeçevre memnuniyet çitlerinde ve dans ederken duble beyazın içinde çakır olacaksınız siz de başın göğsüm gövdem inmeyen asansör zirvede iki maviyiz bir kavanozda artık ve hazırsınız boşalmak için gökyüzüne her zamanki gibi önce siz lütfen..
0
Jun 20, 2019
Jun 20, 2019 at 7:49 AM UTC
Zirvede Kal
kim olduğumu kendime ilk kez sorduğumda tek gözlü karanlık bir odada sırtımı sevgi dolu bir kaya'ya dayamış olmanın verdiği huzurla radyo'dan geçen şarkıların plakalarını not ediyordum biraz daha büyüdüğümde mahalle çeşmesindeki öfkeli kalabağın al topuklarında köpüren halı popülasyonunda kovayla eve su taşımanın bir kamu hizmeti olduğu bilincine vardım ki şalvarı dizine dek sıyrılmış antilop sürüsü beni cezbetmeye başladığında milli parkların en değerli savunucusu olacağımı biliyordum seraglio noktasındaki haliç kıyısına kaydımı yaptırdığımda ortaokul'da aldığım yara kabuğunun kendiliğinden düştüğünü farkettim tüm zamanların en iyi ingilizce çevirmeni olabilmek kırmızı başlıklı kıza orman yolculuğunda eşlik etmekti üç yıl sonunda formasyon dezenformasyona dönüştüğünde hipotenüs paramparça olmuş ortak bölenlerin en büyüğü kader farklı fuckülte kapılarında öpüşmeleri ertelemişti yetişkin olduğumda türk lirasının konvertibilite durumları ve aet'ye uyumsuzluk sebeplerini araştırırken onlarca tezgahta tecrübe sahibi oldum pera'nın büyülü çiftliklerine meraklı ineklerine müzükle terapi de bulunma görevini üstlendiğimde yeni bir kesiğe doğru yola çıktığımı bilmiyor sabahı şantözle işkembecide karşılıyordum fakat aramızda ki bu tarifsiz nefasetin kaşıkçı elması'yla uyumaktan daha da paha biçilmez olduğunu evlendiğinde çok daha iyi anladım ve sonacıma soluklanma gizeminin sanatın diğer dallarında daha yaşamsal bir döngüye sahip olduğu fikri daha cazip hale geldi artık biyolojik olarak bittiğimin fizyolojik yaptırımlarına yakınen şahit olduğumu hissettiğim bugünlerde bazı organları özlemle anıyor sadece birinin verdiği dimdik morelle pierre'den haliçe kahve ısmarlıyorum
0
Apr 2, 2020
Apr 2, 2020 at 6:57 AM UTC
Seraglio Özeti
kim olduğumu kendime ilk kez sorduğumda tek gözlü karanlık bir odada sırtımı sevgi dolu bir kaya'ya dayamış olmanın verdiği huzurla radyo'dan geçen şarkıların plakalarını not ediyordum biraz daha büyüdüğümde mahalle çeşmesindeki öfkeli kalabağın al topuklarında köpüren halı popülasyonunda kovayla eve su taşımanın bir kamu hizmeti olduğu bilincine vardım ki şalvarı dizine dek sıyrılmış antilop sürüsü beni cezbetmeye başladığında milli parkların en değerli savunucusu olacağımı biliyordum seraglio noktasındaki haliç kıyısına kaydımı yaptırdığımda ortaokul'da aldığım yara kabuğunun kendiliğinden düştüğünü farkettim tüm zamanların en iyi ingilizce çevirmeni olabilmek kırmızı başlıklı kıza orman yolculuğunda eşlik etmekti üç yıl sonunda formasyon dezenformasyona dönüştüğünde hipotenüs paramparça olmuş ortak bölenlerin en büyüğü kader farklı fuckülte kapılarında öpüşmeleri ertelemişti yetişkin olduğumda türk lirasının konvertibilite durumları ve aet'ye uyumsuzluk sebeplerini araştırırken onlarca tezgahta tecrübe sahibi oldum pera'nın büyülü çiftliklerine meraklı ineklerine müzükle terapi de bulunma görevini üstlendiğimde yeni bir kesiğe doğru yola çıktığımı bilmiyor sabahı şantözle işkembecide karşılıyordum fakat aramızda ki bu tarifsiz nefasetin kaşıkçı elması'yla uyumaktan daha da paha biçilmez olduğunu evlendiğinde çok daha iyi anladım ve sonacıma soluklanma gizeminin sanatın diğer dallarında daha yaşamsal bir döngüye sahip olduğu fikri daha cazip hale geldi artık biyolojik olarak bittiğimin fizyolojik yaptırımlarına yakınen şahit olduğumu hissettiğim bugünlerde bazı organları özlemle anıyor sadece birinin verdiği dimdik morelle pierre'den haliçe kahve ısmarlıyorum
Continue reading...
76
dünyayı tedavi etmemi istiyorlar benden, sıklaştırmalıymışım safları sağdan say dediklerinde, 1 demeliymişim kadrolu saftorik olarak sonrası kolaymış, olaymış birine yardım etmesem kürekle kilo kaybına uğramış fareymiş mesela yolda rastladığım uygun bir çukura gömmeli diye geçirmeliymişim aklımdan konteynıra bıraksam, gaz yaparmış vicdan bütün gün sonbaharmışım, kaldı ki, yaz fortun damağında dönüp geri bakamaz, plajdan öpücük alamazmışım hüzünmüşüm biraz işte, üzülmüşüm o yüzden kapa çeneni diyemezmişim pençedeki deliğe üşür ıslanır büzüşürmüş etiyopya nüfuslu ayak parmaklarım ama yetmezmiş, bu daha ne ki yollardan bonsai man toplar, karakolda ifadeye gam üflermişim angaryaymışım ben, asli görevimmiş hayal kırıklığı atar damar atarlanamazmış mesela atanırmış kalbe düşü anket düşük banket sevdalar dur sen bu daha ne ki sevemezmişim o da ne demekmiş öyle işine bakmışım ben güzmüş, güzelmiş ama tüzelmişim ben neme gerekmiş bahar çileymişim ben çilek kim, ben kim soğukmuş donukmuş kullanılmışım ben o benmişim kederin ayrılığın karanlık şehri o ben işte ruhu bedeni har varın albatrosa sorun benim adım sonbahar...
0
Apr 14, 2019
Apr 14, 2019 at 4:28 AM UTC
Benim Adım Sonbahar
son sayfayı okumadan aşk romanı almayın.. ilk sayfaların heyecan ve endorfin salgıladığı doğru olmakla birlikte bir süre sonra sadece akışkanlıkla ilgili sıkıcı bir alışkanlık haline büründüğü bilimsel tespitlere dayandığından sık sık endişeye gider hatta yatıya kalırsınız ruh halinizi tahrip eden bulguların gerçekliğinde kriminal deliller sizi hayattan soğutur ve sırça bir hapishanede o romanı tekrar tekrar okur keşkelerin keşkek sütlerin kaymak tuttuğu sayfaları göz yaşıyla yıkarsınız süreğen ve olağan bu kısır döngü duygusal bir boşlukta kraliyet mensubu olarak algıladığınız bir sırtlanın sihirli sözlerine hapsedebilir kaybedecek birşeyi olmayan insanların dolçe vita ruhları birkaç mailden sonra görüntülü açılımların kapısını aralar sahte mimiklerin açık çeklerine keşideci olduğunuzda garsonyer ya da duvarları buzdan otel odalarının kapısını aralar şiirlerin etkisini doya doya yaşar hatta bir süre bu trajik sayfadan ayrılamazsınız fakat bıkkınlık duygusu suratlardan irin olup akmaya başladığında en başından hazırlanmış elveda mektupları planlı bir şekilde satır aralarına yansır son bir diyalog can havliyle kurtulmak isterken kaybedecek neyim vardı tarafı mor puantiyeli çürüklere düçar eder ve zamanla ve daha da zamanla ve günlerden bir zamanla felakete uğrattığınız insanı mumla ararsınız can vermediyseniz kalbinde bal damlıyor demektir kadersel çizginize
0
Mar 19, 2020
Mar 19, 2020 at 3:46 AM UTC
Karma
son sayfayı okumadan aşk romanı almayın.. ilk sayfaların heyecan ve endorfin salgıladığı doğru olmakla birlikte bir süre sonra sadece akışkanlıkla ilgili sıkıcı bir alışkanlık haline büründüğü bilimsel tespitlere dayandığından sık sık endişeye gider hatta yatıya kalırsınız ruh halinizi tahrip eden bulguların gerçekliğinde kriminal deliller sizi hayattan soğutur ve sırça bir hapishanede o romanı tekrar tekrar okur keşkelerin keşkek sütlerin kaymak tuttuğu sayfaları göz yaşıyla yıkarsınız süreğen ve olağan bu kısır döngü duygusal bir boşlukta kraliyet mensubu olarak algıladığınız bir sırtlanın sihirli sözlerine hapsedebilir kaybedecek birşeyi olmayan insanların dolçe vita ruhları birkaç mailden sonra görüntülü açılımların kapısını aralar sahte mimiklerin açık çeklerine keşideci olduğunuzda garsonyer ya da duvarları buzdan otel odalarının kapısını aralar şiirlerin etkisini doya doya yaşar hatta bir süre bu trajik sayfadan ayrılamazsınız fakat bıkkınlık duygusu suratlardan irin olup akmaya başladığında en başından hazırlanmış elveda mektupları planlı bir şekilde satır aralarına yansır son bir diyalog can havliyle kurtulmak isterken kaybedecek neyim vardı tarafı mor puantiyeli çürüklere düçar eder ve zamanla ve daha da zamanla ve günlerden bir zamanla felakete uğrattığınız insanı mumla ararsınız can vermediyseniz kalbinde bal damlıyor demektir kadersel çizginize
Continue reading...
64
Sen ve ben uzun bir yol Biz daha kestirme gidilecek yer bakımından.
0
Feb 23, 2019
Feb 23, 2019 at 12:03 PM UTC
Biz