Hello Poetry
Submit your work and get some sparkles! Create free account
"gece" poems
Merhaba ey parlak şehir! Bu vakitte yalnız meydan, Görünmüyor ki bir insan, Sokaklar kurumuş nehir. Yalnız deniz yeli gelir, Kuşlar geçer zaman zaman, Millet kafede mi bu an? Bu şehir ve Mevlam bilir. Ne o aşıkları gördüm, Nede ışıkları gördüm, Bir serin boşluk sadece. Lakin bu ortam rahattı, Erkendi şehrin saati, Bu da bazen kardır gece.
0
Sep 7, 2017
Sep 7, 2017 at 2:43 PM UTC
Parlak Şehir (with an English translation)
Sözleriyle dokunmaya çalışır elleriyle dokunamayanlar Ondandır sana şiir yazma çabalarım Belki yazdıklarım kalbini sarıp sarmalar Birlikte geçirdiğimiz o güzel günleri hatırlatırlar Sözleriyle dokunmaya çalışır elleriyle dokunamayanlar Ondandır her gece mektuplarda senin sıcaklığını arayışlarım Belki seni bana getirmezler Ama beni senin rüyalarınla baş başa bırakırlar Sözleriyle dokunmaya çalışır elleriyle dokunamayanlar Ondandır senin her bir sözüne muhtaç oluşum Belki şimdi bana ulaşamayacak kadar çok uzaktalar Ama hâlâ kalbimi senin aşkınla kaplarlar
0
Oct 12, 2021
Oct 12, 2021 at 4:05 PM UTC
Kavuşamayanlar
Gece ağaçların dalları kefen sayarmış Aysa üstte çiçekleri Ak gül elimde Sokaklarda sürünmüş bir hilal Yürüyorum rıhtıma karşı Bir gül attım boğaza Yaprakları sarı Yürüyorum rıhtıma karşı Geceye bir örtü Sarı Bir gül öpülmemiş Sarı Bir rüzgâr esti sarı, sarı Ellerimdeki kan mı gül Yoksa yerlere sürünmüş hilal mi kesilmiş sarı?
0
Sep 16, 2025
Sep 16, 2025 at 2:43 PM UTC
Viata Şiiri Serenay Özkan
Yürüyorum yol yok                                 iz yok Düşünüyorum sen yok                                    aşk yok Bir ormana sapıyorum birden Adımlarımı kaybediyorum Gözyaşlarımı tutamıyorum Senden ayrılamıyorum Adımlarım hızlanıyor Gözyaşlarım kayboluyor karanlıkta Birden bir ışık              Bir umut                      Gecemi aydınlatan Bir ay             Bir yıldız                       Belki de gözlerin Hava daha ağarmamış Gün doğmamış Işık yok insan yok Bir ben bir de aşkın uyanık Göz gözü görmez zifiri bir karanlık Yavaş yavaş doğuyor güneş Bitiyor gece Gölge gibi beliriyor yalnızlığım
0
Oct 9, 2018
Oct 9, 2018 at 11:23 AM UTC
Kutup Yıldızı
mary joe tescilli bir fahişe gündüz taşakta dostuyla gece sabaha dek durakta biraz egolu ve bencil biri mesajla yürür avına oldukça kibar gerçi güzellik sıfırın altında bana sorsan bı sıkımlık karı sikik bir gizem yaşatıyor içinde sanırsın darı ambarı gizem tanımı ne olabilir yalan, dolan dipsiz kuyu mary joe bu bugün aşığım der yarın, siniz-li, sunuz-lu ama uyandırayım franco'ya üflediği gibi sessiz takar boynuzu orospu işte yine de tam bir profesyonel diyemem ilgi ve alaka bağımlısı fakat ne tezat bi durum azgın olsa da bir kalbi var değil mi? neticede insan peki ya, gerçekler? kırdığı cevizlere bulaşan pis kan? duyuyorum şarkı söylerken ip asıyor mandala bu halini bile bile hangi öküz girer tarlaya diyorum ama dinleyen kim? ahh mary joe biliyorum isteğin bu değil yürek hoplatan biri olsun diyorsun gezelim sarmaş dolaş deniz kıyılarında hiç olmazsa bir kez öpsün kırk yıl bitmesin aşkı özlesin saat başı nihavendi, hicazımı kim bilir gerçek olur belki bi posta atar sana ama sadece bi posta belki de oldu misyoner uzandın yatağa ahh mary joe.. uykusuz mary joe işven yutulur sanma göt attığın yolların cünup sabahlarındasın.. ..
0
Jul 13, 2019
Jul 13, 2019 at 10:34 PM UTC
Mary Joe Adında Bir Fahişe
hergün yazıyorsun diyordu *** bir iş bul kendine seni kimse okumaz bu saçma hikayen de karnımızı doyurmaz ütü işinde becerikliydi koca götlü daphne sürekli geriye atardı saçımı zekamla birlikte üzüm misali karardım 3-5 yıl sonra kırmızı bir araba geldi günün birinde long island’dan kocaman gözlükleri vardı beyaz önlüklü gergedanların karga tulumba severmiş gibi bileklerim bağlı sedye tarlasında buldum kendimi güney cepheden yağmur yağıyordu ve saat 3 yönüne dönüyorduk her köşe başından ve hep aynı resim aynı dişti ağızdan fırlayan macun reklamı olduğunu anlamamıştım ama sonra hatırladım tabii süt şişesi kalınlığında hemşire kepinden tanımıştım kaba etime zerk ettiğinde iğne olduğunu sonra bana abuk sabuk şekiller gösterdiler gri bir odada sürekli soruyordu dolma burun bu ne bu ne peki bu ne ya bu ne hep aynı cevabı veriyordum çaydanlık çaydanlık! yemekler oldukça kötüydü beyazlar da öyle ama dostlar onlar prima mc.allison vardı b blokta acayip severdim güvercin beslermiş o zaman büyükçe bir parti vermiş birgün ve kuşları zehirlemiş down town sheriff’i bile gelmiş düşünsene hayli keyifli geçmiş gece sabaha karşı herkes hastanede 40 ölü var diyordu gülerek 20 güvercinle 40 domuz vurdum deli herhalde diyordum içimden sahi ben neden buradayım altıma kaçırıyordum mütemadiyen hergün temiz çarşaf hergün ters yüz yatak 1yıl sonra kurul toplandı her yerde çaydanlık resmi vardı tuhafıma gitmiş sormuştum bunlar ne diye hepsi ayrı ayrı dizayn edilmiş ve hepsi farklı keyif köşede olana takıldı gözüm soruları sularken ama sürekli o çaydanlığa bakıyordum sonra anladım görüyordum çaydanlıktan akıyordu beynime daphne ve maalesef yanık tütüyordu çenesi *** iş bul iş bul der gibi kuzineden sarkan dili...
0
Mar 16, 2019
Mar 16, 2019 at 11:40 AM UTC
Bir Delinin Günlükleri
hergün yazıyorsun diyordu *** bir iş bul kendine seni kimse okumaz bu saçma hikayen de karnımızı doyurmaz ütü işinde becerikliydi koca götlü daphne sürekli geriye atardı saçımı zekamla birlikte üzüm misali karardım 3-5 yıl sonra kırmızı bir araba geldi günün birinde long island’dan kocaman gözlükleri vardı beyaz önlüklü gergedanların karga tulumba severmiş gibi bileklerim bağlı sedye tarlasında buldum kendimi güney cepheden yağmur yağıyordu ve saat 3 yönüne dönüyorduk her köşe başından ve hep aynı resim aynı dişti ağızdan fırlayan macun reklamı olduğunu anlamamıştım ama sonra hatırladım tabii süt şişesi kalınlığında hemşire kepinden tanımıştım kaba etime zerk ettiğinde iğne olduğunu sonra bana abuk sabuk şekiller gösterdiler gri bir odada sürekli soruyordu dolma burun bu ne bu ne peki bu ne ya bu ne hep aynı cevabı veriyordum çaydanlık çaydanlık! yemekler oldukça kötüydü beyazlar da öyle ama dostlar onlar prima mc.allison vardı b blokta acayip severdim güvercin beslermiş o zaman büyükçe bir parti vermiş birgün ve kuşları zehirlemiş down town sheriff’i bile gelmiş düşünsene hayli keyifli geçmiş gece sabaha karşı herkes hastanede 40 ölü var diyordu gülerek 20 güvercinle 40 domuz vurdum deli herhalde diyordum içimden sahi ben neden buradayım altıma kaçırıyordum mütemadiyen hergün temiz çarşaf hergün ters yüz yatak 1yıl sonra kurul toplandı her yerde çaydanlık resmi vardı tuhafıma gitmiş sormuştum bunlar ne diye hepsi ayrı ayrı dizayn edilmiş ve hepsi farklı keyif köşede olana takıldı gözüm soruları sularken ama sürekli o çaydanlığa bakıyordum sonra anladım görüyordum çaydanlıktan akıyordu beynime daphne ve maalesef yanık tütüyordu çenesi *** iş bul iş bul der gibi kuzineden sarkan dili...
Continue reading...
87
mümkün mü unutmak tebessümün davetkar çığlığını itiraf etmeliyim ki şiddetli yağan yılların ardından bile hala sıcak ve aloe vera tazeliğinde belimden beline boşalan yağmur damlacıkları eritsek bitter tadında güneşi ibraya çağırıp sıcak çikolata nefasetinde bir kaşık sen bir ben yalayarak gökteki siyah bulutları banyo aynasında mı hala selfie'miz hala mavi miyim gözlerinde perili köşk sen parliament gece ben uzun değil artık saçlarım sezar yüzünden alesia'ya gitmem gerekti getorix'e örmek için kalın duvarlar gözüm kara, sözüm har patakladım hergeleyi de kapalıydı dudağından dudağıma çıkan bütün yollar yaşlandım biraz ben ya sen hala fit misin dağ, dere, ova papatya mı hala rengin avuçlasam yüzünü seviyo, sevmiyo diye nereye çıkar bahtımız söylesene pirinç tanesi söyle de yeniden açsın kal.. çiçeklerimiz
0
May 25, 2020
May 25, 2020 at 5:32 AM UTC
Kal Çiçekleri
iki kartal geceyarısı gece karası içimiz’deki parıltı elmas göz İnce bel iki benzemez kanat aralığı ertelenmez gözenek ve nemli tahıl ambarı kızıl bir yangın başlatır şeytanın sırtladığı kendi gölgesi ay’ın dolaşan sus, pus koyları taşar gümüş ibrikten boşalır göğün kızları ve renk cümbüşünde gece ve titrek dudağı yaprağın öp beni çiçeği gibi açar koynuna sabahın..
0
Apr 29, 2019
Apr 29, 2019 at 12:45 PM UTC
Gece Kartalları
pianoda cevval kemanda kavalım bu gece neden dersen leman zengin semte taşınmış unutup topuk sesini abaza sokakta o nedenle anten bağlama işleri kesatmış artık sütun gibi bacakları varmış lemanın bir de pavyoncu dostu impala çekmiş diyorlar serince hareme postu mis gibi kokarmış kahpe dalgalı uzun saçlı baş döndüren kalçalar gözler pizza ajansı ilik gibi karıymış velhasıl... Vaha
0
Feb 6, 2019
Feb 6, 2019 at 1:19 AM UTC
Damdaki Lemancı
Yanıldım Yalnızdım da Hayallerim geçmişimi öldürene kadar. Köpeğimi, yıldızlarımı ve sokak lambamı çaldılar O köpekti Benimle ağlayan Şimdi çığlıklarımı bile duyamayan O yıldızlardı Beni bağlayan Şimdi denizlerde boğulan O sokak lambasıydı Her gece hayallerime ışık tutan Şimdi uykusuz ve yalnız bırakan. Ve o gecelerin ardından Uyandım yine, benim için karanlık bir güne Kurumuş birkaç ağaç, kirli bir deniz
0
Oct 13, 2021
Oct 13, 2021 at 6:46 AM UTC
Kaybolmuşların Penceresi
Alta Gracia’da akşam oluyor ve hala gitarımda bir telim eksik Adabel’de kesti veresiyeyi kapısına tekme attığım için son paramla mama almıştım Lorenzo’ya kafayı bulmadan önce azgın kedime kim bilir nerde düzüşüyor bunak bense pinekliyorum küf kokan pencerede Mercedes geçse bir ıslık çalmam kafi ama o’da geceleri çıkıyor işe evi beş blok ötede gitsem ama ya müşteri varsa içerde Mercedes bir fahişe aseksüel arkadaşız yani ilişkimiz o minvalde üfleyip püflüyorum son sigaramı kafam karışık bir G teli yüzünden gitarı mı vursam kolundan savurup duvara küçük Miguel nerdesin velet onun zulası vardır keman sepetinde Miguel oniki yaşında benim öğrencim Pado çalıyor beynimde her gece oysa ben Blues üstü Jazz severim çöküyorum olduğum yere bir iki damla kalmış dün geceki şişede dikiyorum kafaya ilk defa geç kalıyorum işe Si’yi Sol’a tak diyor temiz ruhlar E’yi B’ye üst perde’den çal kleptoman şarkıları sabahta vur tekmeyi kapısına say eline mangırları... Vaha
0
Feb 11, 2019
Feb 11, 2019 at 1:47 PM UTC
Geciktirici
yaz geliyormuş ağaçların sırtına rengarenk bluzlar, taytlar şenlenecekmiş flora ve göbek atan aura yaz geldi bile diyor biri baksana manavdaki karpuza çekirdeksiz diyarbakır bıyığı kiraza ılık yasla yaz gelmiş, ** gelmiş ya şu gözlüğünü çıkarsa asılsa niyetin dişleri gece, gündüz aşk olsa..
0
Apr 4, 2019
Apr 4, 2019 at 8:09 AM UTC
Hoşgeldin Yaz
el kalem sen ve tual göğsünden havalanan dalgın kuşlar hiç konmayacakmış gibi gece senle uyuyana kadar...
0
Feb 15, 2019
Feb 15, 2019 at 1:23 PM UTC
Eskiz
hergün yazıyorsun diyordu *** bir iş bul kendine seni kimse okumaz bu dandik hikayen de karnımızı doyurmaz ütü işinde becerikliydi koca götlü daphne sürekli geriye atardı saçımı zekamla birlikte üzüm misali karardım 3-5 yıl sonra kırmızı bir araba geldi günün birinde long island’dan kocaman gözlükleri vardı beyaz önlüklü gergedanların karga tulumba severmiş gibi bileklerim bağlı sedye tarlasında buldum kendimi güney cepheden yağmur yağıyordu ve saat 3 yönüne dönüyorduk her köşe başından hep aynı resim ve aynı dişti ağızdan fırlayan macun reklamı olduğunu ayıkamamıştım ama sonra hatırladım tabi süt şişesi kalınlığında hemşire kepinden tanımıştım kaba etime zerk ettiğinde iğne olduğunu sonra bana abuk sabuk şekiller gösterdiler gri bir odada sürekli soruyordu dolma burun bu ne bu ne peki bu ne ya bu ne hep aynı cevabı veriyordum çaydanlık çaydanlık! yemekler oldukça kötüydü beyazlar da öyle ama dostlar onlar prima mc.allison vardı b blokta acayip severdim güvercin beslermiş o zaman büyükçe bir parti vermiş bi'gün ve kuşları zehirlemiş suffolk county sheriff'i bile gelmiş düşünsene hayli keyifli geçmiş gece sabaha karşı herkes hastanede 40 ölü var diyordu gülerek 20 güvercinle 40 domuz vurdum deli herhalde diyordum içimden sahi ben neden buradayım altıma kaçırıyordum mütemadiyen hergün temiz çarşaf hergün ters yüz yatak 1yıl sonra hz. kurul toplandı her yerde çaydanlık resmi vardı tuhafıma gitmiş sormuştum bunlar ne diye hepsi ayrı ayrı dizayn edilmiş ve hepsi farklı keyif köşede olana takıldı gözüm soruları sularken ama sürekli o çaydanlığa bakıyordum sonra anladım görüyordum çaydanlıktan akıyordu beynime daphne ve maalesef yanık tütüyordu çenesi *** iş bul iş bul der gibi kuzineden sarkan dili
0
Feb 9, 2020
Feb 9, 2020 at 11:02 PM UTC
Long İsland Kasabı
hergün yazıyorsun diyordu *** bir iş bul kendine seni kimse okumaz bu dandik hikayen de karnımızı doyurmaz ütü işinde becerikliydi koca götlü daphne sürekli geriye atardı saçımı zekamla birlikte üzüm misali karardım 3-5 yıl sonra kırmızı bir araba geldi günün birinde long island’dan kocaman gözlükleri vardı beyaz önlüklü gergedanların karga tulumba severmiş gibi bileklerim bağlı sedye tarlasında buldum kendimi güney cepheden yağmur yağıyordu ve saat 3 yönüne dönüyorduk her köşe başından hep aynı resim ve aynı dişti ağızdan fırlayan macun reklamı olduğunu ayıkamamıştım ama sonra hatırladım tabi süt şişesi kalınlığında hemşire kepinden tanımıştım kaba etime zerk ettiğinde iğne olduğunu sonra bana abuk sabuk şekiller gösterdiler gri bir odada sürekli soruyordu dolma burun bu ne bu ne peki bu ne ya bu ne hep aynı cevabı veriyordum çaydanlık çaydanlık! yemekler oldukça kötüydü beyazlar da öyle ama dostlar onlar prima mc.allison vardı b blokta acayip severdim güvercin beslermiş o zaman büyükçe bir parti vermiş bi'gün ve kuşları zehirlemiş suffolk county sheriff'i bile gelmiş düşünsene hayli keyifli geçmiş gece sabaha karşı herkes hastanede 40 ölü var diyordu gülerek 20 güvercinle 40 domuz vurdum deli herhalde diyordum içimden sahi ben neden buradayım altıma kaçırıyordum mütemadiyen hergün temiz çarşaf hergün ters yüz yatak 1yıl sonra hz. kurul toplandı her yerde çaydanlık resmi vardı tuhafıma gitmiş sormuştum bunlar ne diye hepsi ayrı ayrı dizayn edilmiş ve hepsi farklı keyif köşede olana takıldı gözüm soruları sularken ama sürekli o çaydanlığa bakıyordum sonra anladım görüyordum çaydanlıktan akıyordu beynime daphne ve maalesef yanık tütüyordu çenesi *** iş bul iş bul der gibi kuzineden sarkan dili
Continue reading...
88